9 Aralık 2010

(KEŞKE)

Yandaki fotoğraflar biri 40, diğeri 20 dakikalık iki dans gösterisine ait.
İkisi de, geçtiğimiz haftalarda Dans Filmleri Festivali kapsamında açılan fotoğraf sergisinden.
İkisini de Oğuz Meriç çekmiş.
Caddebostan Kültür Merkezi’nin en üst katının duvarlarına asılı onca fotoğraf arasında ben, bu ikisine takıldım. İsimleri yazılıydı ama hikâyeleri sonra geldi. Birbiriyle örtüştü, en azından benim iç dünyamda.

"Bir türlü gidemedik. 
Kalabildiğimizden de çok emin değilim.
Önceden de mi böyleydik sonra mı oldu bilmiyorum. 
Keşke biraz olsun durabilseydik...
Keşke bir masada oturabilseydik..."

 “Parantez doğru değildir, parentez eğridir. Parantez açılır, kapanır.
İçerisinde çok fazla kelime olursa, cümleyi unutturabilir.
Parentezin içinde noktaya yer yoktur.
Açılan her parantez mutlaka kapatılmalıdır.”

Ben parantezin içine keşkeyi alıp, kapatmaya çalışıyorum...

Hepimizin çağrışımları kendine özgü, sizin parantezinizin içinde ne var?

8 Aralık 2010

Ben, Annem ve Ananem

Bir kitap var elimde, "The Horse, The Wheel and The Language". David W. Anthony'nin yazdığı bu kitap, bugün kullandığımız dilin arkeolojisini inceliyor. Yazılı olmayan zamanlara ait bilginin izini sürerken dili, arkeolojinin sınırlılığı karşısında araç olarak kullanıyor. İlgi çekici bu içerik, benim kendi kişisel serüvenimle oldukça örtüşüyor. Kendi "dilimizi" anlayabilmek için benzer bir yolculuğun gerekliliğini hatırlatıyor. Kitabın girişinde tüm bu hissettiklerimi destekleyen ve yukarıdaki fotoğrafları da paylaşmama sebep olan bölümü aktarıyorum:
"Aynaya baktığınızda sadece yüzünüzü değil, aynı zamanda bir müze görürsünüz. Her ne kadar size ait olsa da yüzünüz; anne-babanızdan, anane-dedenizden ve onlardan da önce yaşayanlardan aktarılanların bir yansımasıdır. Sizi memnun ya da rahatsız eden burnunuz, gözünüz sadece size ait değildir. Geçmişi sadece vücudumuzda da taşımayız; bizimle birlikte her yerdedir: Müzik kabiliyetimiz, denge hassasiyetimiz, kalabalıklar içinde yaşadığımız utangaçlık… Dünyaya bakarken devamlı taktığımız bir lens gibidir geçmiş. Oysa ne kadar da şaşırtıcıdır çok azımızın kendi geçmişine ait izleri bu kadar az hatırlıyor olması"
Çok isterdim ananemin annesi ve onun da annesinin fotoğraflarını yerleştirebilmeyi... İzleri görebilmek için!